![]() |
1 Ekim 2007 Pazartesi
Gel de sevineyim...
duvarımdan bir ucu yırtılmış posteri çıkardığımdan beri
yılların izi duvarımdan beni takip ediyor
bumerang olmuş yaralarım
yara yara Seni getiriyor aklımın tam ortasına
Sensiz kaldığımdan beri sahiplik kelimelerimi tedavülden kaldırdığımı farkediyorum
ve en güzel sıfatların Adınla süslendiğini
yüklemsiz ve noktasız cümlelerim di'li ve miş'li zamanlara döndüğünde anladım
plastik sentetik anorganik ben ve her an tazelenen canlılığınla Sen..
ben gamsız ben vefasız...Sense çıkarsız..
nasıl nasıl nasıl
bırakmışım Seni! ! ! ! ! !
üstelik Sen benim için ağlarken..
affet beni nolur..
dizlerimi göğsümle birleştirip iki büklüm yalnız kalmak istiyorum Senle
bu ne kadar eşya böyle
tükenmez kalemlerim bile tükendikleriyle masamda hala
kendimi sığdıramıyorum bu odaya
bir köşe bulamıyorum
yere oturdum
sırtımı duvara dayadım
-duvar da benim için aynı şeyi düşündü-
olmaz!
Kıbleye sırt çevrilmez..
nereye oturacam peki!
yatağım..
hayır! çok rahat..
balkona çıksam..
hayır! kimse görmesin.
Senin yanında olmak istiyorum
fizyolojimi ve sosyolojimi yanıbaşıma çıkarıp
Sen'le yalnız kalmak istiyorum
edimsel olarak koşullanmadan
Senden kalma DNA'm ile
Sana kodlanmak istiyorum tekrar
tavanımdaki sineğin yerçekimine karşı koyuşu kadar ruh yokken bende
bana Seni dilemek nasıl bir cesaret bilmiyorum
ama istiyorum Seni
algılarıma kota koyuyorum
gelirSen üşüme diye bütün metallerimi döküyorum
Sensiz yaşlandığımı görmeyesin diye
ellerimle yüzümü gerdirmiş oturuyorum
koruma altına aldığım DNA'm ile
nesli çoğalan benliğime hükmediyorum
Seni bekliyorum
ve heyecandan lal da olsam
ve geldin! ! ! ! ! ! !
demeyi çok istiyorum..
gel de sevineyim...
Gülbin Altıntaş
Son Nefesim Bile Olsan
Senin güzelliğin
Pınarlar gibi berrak ve saftı
Ve ben kıyında söğüt ağacıydım
Akmalıydın ki yüreğime
Yeşilim olsun dalımda
Senin gözlerin
Derin bir sonsuzluktu
Koyu kahvesinde toprağın şefkati
Bense öksüzdüm,sevgiye aç
Örtmeliydin ki beni
Huzurum olsun canımda
Senin dudakların,yanan bir kor du
Ayazda bir serçeydim titrek
Öpmeliydin ki beni
Ruhum erisin sıcağında
Sen tatlı bir rüzgardın
Yıldızlardan bir geceydin
Yağmur sonrası,gökkuşağı rengindeydin
Yanlız benim olmalıydın..
Seni seviyorum derken
Ölmeliydim kucağında
Son nefesim bile olsan
Seni Seviyorum
25 Eylül 2007 Salı
ATASOZLERİNDEKİ TEZATLAR
1. damlaya damlaya göl olur / taşıma suyla değirmen dönmez
2.. iyi insan lafın üstüne gelir / iti an çomağı hazırla
3.. bir elin nesi var iki elin sesi var / nerde çokluk orda bokluk
4.. fazla mal göz çıkarmaz / azıcık aşım ağrısız başım
5.. kervan yolda düzelir / balık baştan kokar
6.. söz gümüşse,sükut altındır / sükut ikrardan gelir
7.. harama uçkur çözülmez / güzele bakmak sevaptır
8.. iki gönül bir olunca samanlık seyran olur / iki çıplak bir hamama yakışır
9.. bülbülün çektiği dili belası / bilmemek ayıp değil sormamak ayıp
10.. eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir / ye kürküm ye
11.. eğri otur doğru söyle / doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar
12.. düşenin dostu olmaz / dost kara günde belli olur
13.. ava giden avlanır / atın ölümü arpadan olsun
14.. erken kalkan yol alır / acele işe şeytan karışır
15.. birlikten kuvvet doğar / körler sağırlar, birbirlerini ağırlar
16.. tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır / lafla peynir gemisi yürümez
17.. gün ola harman ola / perşembenin gelişi çarşambadan bellidir
18.. ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol / hocanın dediğini yap, yaptığını yapma
19.. iyilik yap denize at / merhametten maraz doğar
20.. zararın neresinden dönülse kardır / gelen gideni aratır
21.. yüzü güzel olanın huyu da güzel olur / yüzü güzel olanı değil huyu güzel olanı sev
22.. akıl akıldan üstündür / aklın yolu birdir
23.. el elden üstündür / alet işler el övünür
24.. acı patlıcanı kırağı çalmaz / yaşın yanında kuru da yanar
25.. zorla güzellik olmaz / zora dağlar dayanmaz
26.. öfke baldan tatlıdır / öfke ile kalkan zararla oturur
27.. işleyen demir ışıldar / insan yedisinde neyse yetmişinde de odur
28.. fazla mal göz çıkarmaz / azı karar çoğu zarar
29.. insan kıymetini insan bilir / insanoğlu çiğ süt emmiş
30.. anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al / beş parmağın beşi birbirine Benzemez
31.. olmaz olmaz deme, olmaz olmaz / iş olacağına varır
32.. eski dost düşman olmaz / güvenme dostuna saman doldurur postuna
33.. harama el uzatilmaz / üzümü ye bağını sorma
Bunları biliyor musunuz?
* kendi dirsegini yalamanin imkansiz oldugunu ?
* ordegin vakvaklamasinin yanki yaratmadigini ve bunu kimsenin aciklayamadigini?
* dunyadaki fotokopi makinelerinde meydana gelen arizalarin %23 unun, makinenin ustune oturup kendi popolarinin fotokopisini cekmek isteyen insanlar sayesinde meydana geldigini?
* yasamin boyunca uyku sirasinda yaklasik 70 bocek ve 10 orumcek yiyecegini?( Mmmmh!!:)
* idrarin zifiri karanlikta parladigini?
* eger cok siddetli hapsirirsan, kaburgalarindan birini kirabilecegini?
* hapsirmayi engellemeye calisirsan,basindaki veya boynundaki damarlardan birinin yirtilabilecegini ve olebilecegini
* hapsirdigin sirada gozlerini acik tutmaya calisirsan, yerlerinden firlayabileceklerini?
* domuzlarin vucut yapilarindan dolayi hicbir zaman baslarini yukari kaldirip gokyuzune bakamadiklarini?
* dunya nufusunun %50 sinin hic telefonla konusmadigini?
* farelerin ve atlarin kusamadiklarini?
* 1 saat sureyle kulaklikla birsey dinlemenin kulaktaki bakteri sayisini %700 arttirdigini?
* cakmagin kibritten once bulundugunu?
* parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan icin benzersiz oldugunu?
* bu yaziyi okuyan insanlarin %75 inden fazlasinin, dirseklerini yalamaya calisacaklarini. :))))))
BE HEY DÜRZÜ!!
Ne ararsın Tanrı ile aramda!
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?!
Hakikaten gözün yoksa haramda.!
Başı açığa türban sorarsın?!
Rakı, şarap içiyorsam sana ne,!
Yoksa sana bir zararım, içerim…!
İkimiz de gelsek kıldan köprüye,!
Ben dürüstsem,sarhoşken de geçerim…!
Esir iken mümkün müdür ibadet?!
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et…
Senin gibi Dürzülerin yüzünden.
Dininden de soğuyacak bu millet!
İşgaldeki halini sakın unutma.
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.
!… Neyzen TEVFİK
Bugün benden izin istemeden önce şu istatistiğe bir bakın.
Bir yılda 365 gün var. günde 8 saatlik uykunuz 122 gün eder.bunu 365 ten düşün, geriye kalır 243 gün.
her gün 8 saat zaten size ait boş zaman.
bu da eder yine 122 gün,
kalır geriye 121 gün.
hiç çalışmadığınız 52 pazar günü var,
kalır geriye 69 gün. c
umartesi öğleden sonra izinlisiniz,
bu 52 yarım gün veya çalışmadığınız 26 tam gün eder.
kalır geriye 43 gün.
öğle yemeği için 1 saat izniniz var,
toplam eder 16 gün, kalır geriye 27 gün.
yılda en az 21 gün izin alırsınız,
kalır geriye 6 gün.
yıl boyunca 5 yasal tatil gününüz var,
kalır geriye yanlız tek 1 gün.
Bu tek günü de size izin vermemekte kararlıyım.
YÖNETİM ANLAYIŞINDA
REHBER EDİNİLMESİ GEREKLİ
EN ÖNEMLİ YEDİ KURAL
* En önemli altı sözcük: “ Ben hatanın kendimde olduğunu kabul ediyorum. ”
* En önemli beş sözcük: “ Siz büyük bir iş başardınız. ”
* En önemli dört sözcük: “ Bu konudaki fikriniz nedir? ”
* En önemli üç sözcük: “ Sizden …….. rica ederim. ”
* En önemli iki sözcük:
“ Teşekkür ederim. ”
* En önemli sözcük: “ Biz ”
* En önemsiz sözcük: “ Ben ”
REHBER EDİNİLMESİ GEREKLİ
EN ÖNEMLİ YEDİ KURAL
* En önemli altı sözcük: “ Ben hatanın kendimde olduğunu kabul ediyorum. ”
* En önemli beş sözcük: “ Siz büyük bir iş başardınız. ”
* En önemli dört sözcük: “ Bu konudaki fikriniz nedir? ”
* En önemli üç sözcük: “ Sizden …….. rica ederim. ”
* En önemli iki sözcük:
“ Teşekkür ederim. ”
* En önemli sözcük: “ Biz ”
* En önemsiz sözcük: “ Ben ”
eylül
23 Eylül 2007 Pazar
Merhaba,
Güneşin ve yağmurun birbirine en yakıştığı aydır Eylül.
Ne yazın neşesini taşır, ne kışın sertliğini. Kendince bir hüznü vardır.
Nedense bu ayda doğanlarda bu hüznü kendileri için dikilmiş bir giysi gibi bedenlerine geçiriverirler.
Sıcak Ağustos'un saç tellerine yapışan terleri
hüzünlü Eylül'ün esintisiyle serin serin değer yüzlerine...
Hep kırık aşklar, hep ayrılıklar yakıştırılır Eylül'e.
İkinci bahar yaşayanların mevsimidir sonbahar.
Boş bankların ve dökülen yaprakların aynı karelerde objektife yansıdığı,
Sağanak yağmurların ayıdır Eylül.
Eylül'de okullar açılır.
Eylül'de tatiller biter.
Eylül'de yeni başlangıçlar yapılır.
Ve Eylül'de doğanlar bir önceki yıldan taşınmışdır yaşama.
Nerden çıktı durup dururken demeyin. Kendimi bildim bileli bu ayı hep sevdim. Ne zaman bir mevsime, bir aya ayrıcalık tanımam istense seçimimi hep Eylül'den yana yaptım.
Yazın şu artık günlerinde
Eylül'e bunca methiyeler yazmamın sebebini varın siz bulun.
Hele gözümün önünde düşen yapraklar aktıkça,
Tıpkı yaşam gibi.
Yeşillikler sarardıkça,
Tıpkı eski fotoğraflar gibi.
Eylül'de yitirilenlerin anısına,
Ve bir yıldız daha kayarsa sessizce gökyüzünden
Yitirilen tüm değerler adına.
Eylül'de yitirdiklerimiz anısına...
İşte bazen böyle acımasız olur Eylül.
Kahverengi hüznüyle gözyaşlarını çalar.
Tüm serinliğine rağmen sıcak bir telaffuzu vardır.
En güzel, narin kızların adı olur.
Şiirler yazdırır kendine, romanlar yazdırır.
Şarkılar söylenir sonbahar için,
Eylül için…
Sıcak şarabın hafif buruk tadının ayıdır.
O porselen çay bardaklarında kaşık üstü duran şekerlerin
sıcak çay damlasıyla eriyen yumuşaklığıdır.
Vapurlarda satılan akşam simitidir.
Üzerine yağmur düşen bir balık ekmeğin kokusudur.
Bir ısırık atılınca yüze mutluluk katan kırmızı bir elma,
fırından yeni çıkmış kurabiyelerdir.
Sıcakla soğuk arasında,
güzellle çirkin arasında,
yaşamla ölüm arasında hep arada bir yerdedir.
Bu yüzden Sonbaharın bu ilk ayı güneşle yağmur arasında gidip gelir.
Hüzünlü rüyaların, kaçamak öpücüklerin, yağmur altında yapılan dansların, içinden ayrılık geçen şarkıların ayıdır.
Çamurlu sokak arası manzaralara gebe yağmurlar yağdırsa da,
Bazen yazdan kalan güneşiyle bunaltsa da,
Kışla yazın arasında bir yerde,
Coğu zaman unuttuklarımız arasındadır.
Kar deyince kışı,
Deniz deyince yazı,
Çiçekler deyince ilkbaharı hatırlamak isteriz de,
Yağmuru ve düşen yaprakları gördükçe sonbaharı hatırlamayız.
İşte bu yüzden bizi hep kendine hatırlatır Eylül.
Bazen bir okul zili ile,
Bazen ansızın bastıran bir yağmurla,
Bazen de esen rüzgarlarla.
Ben bu ayı çok seviyorum.
İçime giydiğim hüzün de, siyah beyaz fotoğrafların gölgesi de,
kalemimden düşen buruk sözcüklerin de tek sebebi;
işte açıklıyorum
Eylül'dendir.
Rüzgar ağaçları dansa kaldırmış,
Elimde lavanta çiçeği kokusu,
Ağzımda susamlı akide şekeri,
Güne başladığım yerdeyim.
Serin bir Eylül güneşi içimi ısıtıyor.
Eylül'de doğanlara selam olsun.
Tüm Eylül'de doğanlara
benden selam olsun.
siir
bu gece çırılçıplağım
bütün düşüncelerimden sıyrılmış vaziyette..
artık hiçbir şey düşünmüyor
ve hiçbir şeyi özlemiyorum eskisi kadar..
ne seni..
ne annemi..
ve ne de kültablasında kalmış henüz dudaklarımı
değdirmediğim o son sigaramı..
her şey yavaş yavaş değerini yitiriyor gözümde..
bana mutluluk veren o beyazlık yok artık teninde..
ve bir kitabın sayfasında saklanmış
sefil bir hayat..
yaprakları her çevirişinde unuttuğun sevgilinin
isyanını okur dudakların
ve gözlerinde bir daha dönmeyecek olan
iki gözyaşının yolculuğu..
ve aklında hep o son gülüş..
dönmeyeceğini bildiğin halde ağlayan yüreğinin inadına
dudaklarının arasından sıyrılan
zoraki taptaze bir gülüş..
ve yüreğinde hep saklı kalsın şu iki cümle :
ölümün kucağındaki yorgun sevgiliden
elveda doya doya yaşayamadığım hayatımın çilesi...
siir1
Yalnızca Seni Seviyorum
Gözlerini seviyorum…
Bana her bakışında içimi ısıtan o duyguyu seviyorum,
Dudaklarından dökülen ahenkli sözleri seviyorum.
Seninle olmayı seviyorum…
Gözlerimi her açtığımda, aklıma gelişini seviyorum,
Her gece uyumadan önce seni düşünmeyi seviyorum.
Seni yalnızca sen olduğun için…
Ruhun ,kalbin , sevgin için seviyorum,
Ben seni en çok kendim için seviyorum!
Özlüyorum,ağlamak geliyor içimden , seni göremezsem…
Aklımdan sana doğru giden bin bir türlü yol geçiyor,
Sen mutlu olacaksan, ölmek bile geçiyor!
Yine de korkmuyorum seni sevmekten!
Dünya’ya sığdıramadığım seni , kalbime sığdırmak istiyorum.
Ben yalnızca seni seviyorum!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Sebeplerime Hosgeldiniz
DOSTLUK
Gönüller birdir dünyalar ayrı olsa da. Arkadaşlıklar,sevgiler,aşklar yalan olsa da umrumda değil dünya yansada biz dostu unutmayız dost uzakta olsada. Zaman gelir yollarına kar yağar,etrafını hüzün bulutları sararsa,ne zaman bir dosta ihtiyaç duyarsan dost olabildiğim kadar burdayım.
HAYAT YASAMAYA DEGER BIR AMACTIR, YASAYALIM, YASATALIM
Sen gülerken yanındakilerde güler ama ağlarken yalnız ağlarsın onun için öyle bir ağaca yaslan ki asla yıkılmasın öyle bir dost edin ki seni asla bırakmasın.
Duygular vardır anlatılamayan, sevgiler vardır kalplere sığmayan, dostluklar vardır hiçbir şekilde yıkılmayan, bazı insanlar vardır asla unutulmayan







